KLP Kalıp Metal Form AŞ
Kataloğumuzu İndirin
KLP Katalog

Karakoç ile röportaj

İkinci el makina ithalatının geleceğe dönük sorumluluğu sanayicinin üzerine yıkılıyor

İkinci el makina ithalatının Türk sanayinin yumuşak karnı olduğunu vurgulayan Atilla Ataç, “Kullanıcılar kısıtlı sermaye altyapıları ve dar iş imkanları nedeniyle bu tür makina alımlarına yöneliyorlar. Siyasi otoriterler de maalesef planlı stratejik sanayi politikaları üretmediği için ekonomik ömrü bitmiş makina ve teçhizatın ithaline her dönemde yeşil ışık yakıyor. Bunun geleceğe dönük sorumluluğunu da tamamen sanayicinin üzerine yıkıyorlar” dedi.

Global pazardaki rekabetin çok ciddi boyutlara dönüştüğünü ve artık, teknolojinin rekabette bir marka gibi kendini konuşturduğunu kaydeden Karakoç Kalıp Metal Form San. ve Tic. A.Ş. KLP Makine Grubu Genel Müdür Yardımcısı Atilla Ataç, “Asıl soru Türkiye bunun neresinde olacak?.. İşte bu noktada, sanayi politikaları tamamen yeni nesil makina ve ekipman yatırımlarına destek verilmesine dönük olmalıdır” dedi. Sayın Atilla bey ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Karakoç’un gündeminde neler var.
Karakoç’u rakiplerinden farklı kılan, alanında sürekli yenilik ve yeni nesil presler üretmek olduğundan Dünya ekonomisinde oluşan gelişmeler ve beraberinde getirdiği yoğun rekabet şartlarında üreticiler açısından avantaj sağlayacak presleri üretmek gündemimizin başında yer almaktadır. Bu preslerin hangi sınıf presler olduğunu yakında çalışmalarımız sonuçlandığında açıklayacağız. Şöyle söyleyebiliriz; yine alanında ‘Türkiye’de ilk’ presler olacak.

Türkiye endüstrisine sunduğunuz en yeni ya da en rağbet gören ürün ya da hizmetiniz hangisi. Yeni projeleriniz ve referanslarınızdan bahseder misiniz.
Bu yıl yurtdışından siparişini aldığımız ve satışını gerçekleştireceğimiz, 1200 ton, 2000 ton kapasiteli H tipi mekanik presler ve 3200 ton kapasiteli hidrolik preslerimizi 2010 itibarı ile Türk sanayinin de kullanımına sunacağız. Bu kapasitedeki pres üretiminin Türkiye’de ilk olması Türk makina endüstrisinin dünya makina endüstrisindeki konumunu daha da güçlendirmiştir. Özellikle sac işleme makinaları yapan değerli makinacılarımız zaten Dünya pazarlarında Türkiye’nin önünü açmışlardı.
Eğer kriz öncesini değerlendirecek isek, yine Türk endüstrisinde plunger guide ve lineer yataklı preslerimiz en çok tercih edilen preslerimiz olmuştur. Bu preslerimizde koç tablanın yüksek paralellik hassasiyeti, yüksek hızlar ve sürtünme kayıplarının yataklama sisteminin özelliğinden dolayı minimize edilmesi ile kalıp ömrünün uzatılması, düşük motor gücüyle işletme ve enerji maliyetlerinin düşük olması, ürünlerimize olan rağbeti arttırmıştır.
Türk makina sektörü son beş yılda gelişme sürecine girmiştir. Karakoç bu sürecin içinde rekabetçi kulvarında olmayıp gelişme kulvarında yerini alarak tecrübelerini de katarak yeni nesil presler üzerinde çalışmaya gitmiştir. Bu çalışmalar içerisine servo presleri de dahil etmiştir. Yukarıda bahsi geçen projelerimiz TÜBİTAK tarafından destek kapsamına alınmış projelerdir. Türkiyemizin global pazarda yerini alabilmesi ve rekabet edebilmesi tamamen, yüksek kalite ve düşük maliyetlerle mümkündür. Bunun da yolu yeni nesil makina ve ekipmanları kullanmaktan geçer.

2010 yılında pazar payınızı artırma adında yurtiçi ve yurtdışında ne gibi çalışmalar yürüteceksiniz.
Karakoç’un vitrine çıkış sürecinde rekabetin zaman kaybettireceğini düşündüğümüzden ürünlerimizi satabileceğimiz, pazarın ihtiyaçlarını dikkate alarak bizim için verimli olabilecek fuarlara katılmayı planladık.

Karakoç’un Ar-Ge çalışmalarından bahseder misiniz.
Karakoç’un, KLP Makina grubu olarak 2009 yılı stratejik iş planımızda Ar-Ge olarak değerlendirebileceğimiz projeleri belirledik. Bunun için de, yazılım, bilgisayar programı, ve teknik eleman yatırımlarımızı belirli süreçler dahilinde uygulamaya koyduk. Preslerde, plunger guide ve lineer yatak uygulamaları ilk Ar-Ge projemiz oldu. Onun hemen arkasından 1200, 2000 ton mekanik pres ve 3200 ton presleri de Ar-Ge kapsamında projelendirip ürettik, bunlar TÜBİTAK desteğini alan projelerimizdir.        

“ANA SANAYİNİN GELİŞMESİ KÜÇÜK YAN SANAYİNİN GELİŞMESİNE BAĞLI”

İkinci el makinaların yurtdışından ülkemize denetimsiz girmesine yönelik çabaları nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu konuda kimler neler yapmalı.
İkinci el makina ithalatları Türk sanayinin yumuşak karnıdır. Kullanıcılar kısıtlı sermaye altyapıları ve dar iş imkanlarıyla, yaşamlarını sürdürebilmek için bu tür makina alımlarına yöneliyorlar. Siyasi otoriterler de bunda da maalesef planlı stratejik sanayi politikaları üretmediği için ekonomik ömrü bitmiş bu makina ve teçhizatın ithaline her dönemde yeşil ışık yakarak, bunun gelecekle ilgili sorumluluğunu tamamen sanayicinin üzerine yıkmaktadır. Bir süre için veya yeni işe başlayanlar için belki kısıtlı imkanlar dahilinde işini görüyor ama bu tür yaklaşımlar tamamen günü kurtarmaktan öteye gidemiyor. Global pazardaki rekabet çok ciddi boyutlara dönüştü. Artık, teknoloji rekabette bir marka gibi kendini konuşturuyor. Türkiye bunun neresinde olacak? Bu noktada, sanayi politikaları tamamen yeni nesil makina ve ekipman yatırımlarına destek verilmesine dönük olmalıdır. Örneğin medya kuruluşu ve enerji sektörü alımlarına yapılan destekler, reel sektörde bu tür yatırımlara yönlendirilerek küçük imalatçının önü açılmalıdır. Ana sanayinin gelişmesi, maliyetlerin düşük tutulması tamamen küçük yan sanayinin gelişmesine bağlıdır. Bunun için de, devlet, stratejik sanayi politikaları oluşturmalı, meslek kuruluşları bu oluşumun içinde olmalı; özellikle, sanayinin sesi merkeziyetçi bürokrasiye bırakılmamalıdır.

“TÜRK YAN SANAYİ HALEN AVRUPA’NIN ELİNDEN ÇIKARDIĞI PRESLERİ ALIYOR”

Pres konusunda Türkiye pazarını değerlendirir misiniz. Sizce sektörün iç ve dış pazarlarda gelişmesini tehdit eden unsurlar nelerdir.
Türk sanayinin ithalata dönük bir yapısı vardır. Özellikle hammadde ve ara mamul üretim teknolojimiz gelişmediği için neredeyse dahilde işleme üzerinde dönen bir çarkımız var. Global kriz oluşmadan önce Dünyadaki ekonomik gelişmeler, arz talep dengeleri üretim adetlerini doğrudan etkilemektir. Kriz sonrası oluşacak gelişmelere ne kadar hazırlıklıyız? Yüksek adetli ve yüksek kalite beklentileri, yüksek hızlı ve hassas preslerin kullanımı gerektiriyor. Gelişmiş ülkelerde, presli üretim proseslerini incelediğinizde; yeni nesil pres hatları karşımıza çıkmaktadır. İran otomotiv pazarını incelediğimizde karşımıza 2-5 yaş sınırında yeni pres hatları çıktı. Ama Türk yan sanayi halen Avrupa’nın elinden çıkardığı en az 15 – 20 yaşlarındaki presleri alıyorlar. İşte biz bu presleri yaptık diyoruz ama açıkçası benim yerli sanayimden önce bu presleri, Macaristan’a, İsviçre’ye, Azerbaycan’a satıyoruz. Ana sanayimiz pres yatırımların yaptı. Hatta bu konudaki çalışmalarımızı duyduklarında memnuniyetlerini belirttiler ama benim yan sanayicim hala ekonomik ömrü biten bu presleri yurtdışından almakla aslında kendimize nasıl bir olumsuz etki yaptığını yakın gelecekte görecek. Önceden, bu tür makina ve ekipmanın ithali izine bağlıydı ama bu mekanizma ağır çalıştığından ve çeşitli popülist politikalar nedeniyle kaldırıldı. İşte yerli pres imalatçıları bundan çok ciddi anlamda zarar gördü ve görmeye de devam edecek. Ana sanayi evlilikler yaptı. Kalite beklentilerinde çıta yükseldi. Bu ömrü bitmiş preslerle yan sanayici hem işletme maliyetleri hem de yüksek kaliteli üretimin devamlılığını nasıl sağlayacaklar? Sonra da, “yabancı yan sanayiciler geldi” deniyor. Son 5 yılda ekonomimize katkısı olan ana firmalar hem kalite hem de maliyetleri bahane ederek kendi yan sanayilerini Türkiye’ye getirmeye başladılar. Sektörde bunlara karşı önlem alınmaması en büyük tehdit.

Son dönemde sektörü ve personelinizi bilinçlendirme adına yaptığınız ne gibi çalışmalar oldu.
Ar-Ge çalışmaları, çalışma süreçlerimizi biraz disipline etti. Bunun olumlu katkılarını iş süreçlerimizde gördük. Personelin meslek içi etkinlik ve yetkinliklerini artırıcı eğitimler bu sürecin doğal akışında oluştu. Sektörde de faaliyetlerimizi, gerek teknik yayın dergilerinde gerekse fuar gibi aktivitelerle duyurmaya çalışıyoruz.     

İleriye yönelik hedeflerinizden, yatırım planlarınızdan bahseder misiniz.
Konuşmamızın başında belirttiğim gibi Karakoç, devamlı yenilik peşinde olacak. Avrupalı rakipler kısa bir süre olmasına rağmen Karakoç’u tanıdılar. Bundan sonra Karakoç’un belirlediği hedeften geri dönme gibi bir lüksü yoktur. 2009 yılının başında yaklaşık 1 milyon euro’luk tezgah yatırımı gerçekleştirdik. Ancak global pazardaki gelişmeler ve bizim bu pazardaki yerimiz, ileriye dönük yeni yatırımlara ne kadar yakın olduğumuzu belirleyecek.

Yazı http://www.haberortak.com/Haber/Soylesi/24032010/Ikinci-el-makina-ithalatinin-gelecege-donuk-sorumlulugu-sanayicinin-uzerine-yikiliyor.php#storyContinued linkinden alınmıştır.

Tüm hakları saklıdır. © 2010 - Karakoç Kalıp Metal Form A.Ş.