KLP Kalıp Metal Form AŞ
Kataloğumuzu İndirin
KLP Katalog

HaberOrtak.com'da röportaj

Mekanik ve ekonomik ömrü geçmiş makinaların gelişi, yeni neslin geleceğine mayın döşemektir.

Tüm alınan vergisel önlemlere rağmen gümrüklerden içeriye 30-40 yıllık makinalarının girişine engel olunamadığını söyleyen Atilla Ataç, “Aslında hem mekanik hem de ekonomik ömrü geçmiş Avrupa’nın tedavülden kaldırdığı bu makinalar çocuklarımızın yeni neslimizin geleceğine mayın döşemekten başka bir şey değildir. Sanayimizin geleceği ile oynandığı fark ettiğimizde iş işten geçmiş olacak” uyarısında bulundu.

Tedavülden kalkmış makinaların ülkemize girişi ile ilgili önlemleri almazsak Çin’in dışında Hindistan ve Çek Cumhuriyeti ile de rekabet edemeyeceğimizi vurgulayan Karakoç Kalıp Metal Form San. ve Tic. A.Ş. KLP Makine Grubu Genel Müdür Yardımcısı Atilla Ataç sorularımızı yanıtladı.

Sayın Atilla bey, Karakoç’ta son dönemde yaşanan inovatif gelişmeler hangileri? Sektöre sunduğunuz en yeni ürünlerinizden, özelliklerinden ve getirdiği avantajlardan bahseder misiniz?

Tüm dünyada yaşanan ekonomik krizi sürecini, Karakoç bir fırsat olarak değerlendirdi.
Kriz başlangıcında, bizim için aktif olabilecek potansiyel Pazar oluşturma çalışmalarımız çok olumlu iş bağlantılarıyla sonuçlandı. Türkiye’de yapılamayanı yapmak makina grubunun başlıca vizyonu oldu. 2010 yılında hem Karakoç olarak hem de Türk Makina sektörü olarak Türkiye’de ilk defa 1200 ton kapasiteli mekanik pres, 10 metre tablalı 3200 mm ölçüsündeki tablalı hidrolik presleri ürettik ve yurtdışına ihraçlarını gerçekleştirdik. Bu presler yeni nesil pres özelliklerini taşıdığından Dünyanın önemli başlıca markalarının seviyesindeki preslerdir. İmalat sanayinin soğuk şekillendirme proseslerinde global pazarların  rekabet şartlarında hem kalite hem de maliyet performansları, pazarda tutunma ve Pazar payını büyütmede üretim hatlarındaki makinaların kabiliyetleri önemlidir. Bu nedenle artık sanayicimiz yatırımlarında bu tür presleri yurtdışından büyük bedeller ödeyerek getirmeye ihtiyaç duymayacaktır.

Pazar payınızı artırma adına yurtiçi ve yurtdışında yürüttüğünüz çalışmalar neler? 2010’da hangi fuar, seminer vb. etkinliklere katıldınız ya da katılacaksınız?

2010 yılı başında WIN fuarına katıldık. Ekim ayında TATEF fuarı katılımımız olacaktır. Önümüzdeki dönemde hem makina grubumuzun yeni pres projeleri hem de yine Karakoç bünyesinde toz metal teknolojisi ile üretilen sert metal işleme ürünlerinin piyasa tanıtımları için hazırlıklarımıza yoğunlaşacağız.

Karakoç Türkiye’de makina sektörünün 2010 yılının ilk yarısını nasıl değerlendiriyor?

2010 yılı ilk üç aylık döneminde az da olsa bir kıpırdanma oldu. Ancak Mart ayının ikinci yarısından sonra oldukça sığ seyreden bir durağanlık var. Ve bu pozisyonun büyük bir olasılıkla yıl sonuna kadar aynı seyirde gideceği düşüncesindeyiz.

Yurtdışına dönük, hangi ülkelere ve bölgelere ihracata ağırlık veriyorsunuz?  Neden?

Makina grubu olarak aktif pazarda yaklaşık 1,5 yıldır çalışmamız var. Bu süre içinde, İsviçre, Azerbaycan ve Macaristan başlangıç olarak hedef pazarlarımız idi. Dünyadaki ekonomik ve siyasi rüzgarlar bu pazarları olumlu, olumsuz yönde ciddi anlamda etkiliyor.

Hammadde ve ara mamul konusunda sektörde herhangi bir sorun yaşanıyor mu?

Türkiye’de maalesef ithalata dayalı üretim yapılmaktadır. İthalat girdileri ciddi anlamda katma değer kaybı yaratmaktadır. Makina ana girdisi çelik malzemelerdir. Çelik üretimini daha modernleştirip, istenilen boyutlarda ve optimum sürelerde teslimat yapacak şekilde hem demir çelik işletmeleri hem de MKE kurumu işletmeleri bu konuya daha ciddi yaklaşmalılar. Dünyada marka olmuş ve oldukça yüksek adetli üretimleri olan makina üreticilerimiz var. Bu firmaların talepleri ve ihtiyacı olan hammaddeler için yurtdışına hatırı sayılı döviz çıkışı oluyor. Bu konu ürerine gidilirse milli ekonomimize önemli kazanımlar sağlanır. Zira ihraç rakamlarının içinde ithalatı karşılama oranları hiç de lehimize değildir.

Teknik personel istihdamında Türkiye genelinde yaşanan bir sorun var. Siz bu konuyu nasıl değerlendirirsiniz? Bunu nasıl aşacaksınız?

Teknik personelin yetişmesi, ondan verim alınması oldukça uzun soluklu çok yoğun emek verilerek yapılmaktadır. İşletmelerin sektörde başarılı olmaları ve bu başarılarının uzun soluklu, sürdürülebilir olması yapısal kurumsallaşmayla olur. Ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin en büyük sıkıntıları yaşanan ekonomik problemlere dayalı tutunma çabalarının yanı sıra bu elemanlara hak ettikleri ücretleri ödemekte ortaya çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin küçük ve orta boy işletmelerinin eleman yapılarını incelediğinizde özellikle operasyonel pozisyonlarında elemanların çalışma süreleri minimum 15 senedir, ortalaması ise 25-30 yıldır. Bu elemanlar çalıştıkları şirketlerin kültürünü özümsedikleri gibi işlerine sahip çıkarken, tecrübelerini işlerine yansıtmaktadır. Türkiyemizde bazı parmakla sayılır kadar az, işletmeler hariç iş meslek tecrübeleri arttıkça bir süre sonra ekonomik yönden işverene sıkıntı olabileceği düşüncesiyle o tür personele sahip olamamaktalar. İşte burada başarının kalıcı ve sürdürülebilir olması için, işveren üzerindeki bu yükün bir şekilde alınması durumunda gerçek anlamda çalışma barışı denilen olguyu çalıştıran ve çalışan yaşamış olur. Çok yeni olmamıza rağmen, Karakoç olarak, çalışan sayımızı mümkün olduğunca sabit tutmaya çalışıyoruz. Kriz döneminde kesinlikle personel çıkarmadık. Bölümler arasında eleman kaydırarak ihtiyaçlarımızı planladık. Hatta kriz döneminde eleman istihdamı yarattık.    

Türkiye’nin makina sektöründe en büyük handikap nedir? Nasıl aşılabilir?

Türk makina sektörünün en büyük sorunlarını kısaca şöyle özetleyebiliriz;
- İşçilik, dolaylı vergiler
- Enerji maliyetleri
- Navlun maliyetleri
- Üretimlerimizin ithalata bağımlılığı ve oranı,
- Bir de bunlar yetmiyormuş gibi 30, 40 yaşındaki kullanılmış makina ithalatının önlenememesi. Bu makinaları nasıl oluyor da, vergiler konulmasına rağmen hangi gümrük pozisyonlarıyla içeri sokuyorlar anlamak mümkün değil. Herhalde parçalanmış makina parçaları adı altında sokuluyor ve burada toplanıyor. Bakın bu girişimleri 2000 yılında Mısır’daki firmalar yapıyordu. İşte bu önlemleri almazsak  Çin’in dışında Hindistan, Çek Cumhuriyeti ile rekabet edemiyoruz diyeceğiz. Aslında hem mekanik hem de ekonomik ömrü geçmiş Avrupa’nın tedavülden kaldırdığı bu makinalar çocuklarımızın yeni neslimizin geleceğine mayın döşemekten başka bir şey değildir. Sanayimizin geleceği ile oynandığı fark ettiğimizde iş işten geçmiş olacak.

Ürettiğiniz makinalarda operatörün maksimum emniyetle çalışmasını sağlıyorsunuz?

Ürettiğimiz makinalar yeni nesil makinalardır. Çalışanın emniyeti üst düzeyde tutulmuştur. Kendimiz de bu makinaları kullandığımız için çalışanın güvenliği
bizim için çok önemlidir.

“TUNGSTEN KARBÜR KESİCİ TAKIMLARININ PİLOT ÜRETİMİ İÇİN YATIRIM KARARI ALDIK”

İleriye yönelik hedeflerinizden, yatırım planlarınızdan bahseder misiniz?

Karakoç olarak, bizi farklı kılan yaptığımız makinaların Türkiye için ilk olmalarıdır. Bu ilkleri sürdürmeye devam edeceğiz. Makina grubumuzun ana konusu pres olduğuna göre, bu sektörde Dünya markaları ile yarışa girdik. Türk sanayine yeni nesil teknolojik presleri üretip sunmaya devam edeceğiz. Yönetim Kurulumuz ayrıca makina grubunun yanı sıra Karakoç ana şirketimizi oluşturan otomotiv, kalıp grubumuza ilave olarak ‘tungsten karbür kesici’ takımlarının pilot üretimi için yatırım kararı alarak bu grubu da yakın zamanda faaliyete geçirecek. Bunun için arsa alımı yapıldı ve inşaatına başlandı. Üretim için gerekli olan makina teçhizat yatırımları planlandı.

Tebrikler, biz de yeni yatırımınızın sektöre ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.

Yazı HaberOrtak.com'dan alınmıştır.

Tüm hakları saklıdır. © 2010 - Karakoç Kalıp Metal Form A.Ş.